8 Kasım 2011 Salı

ho!

blogger.com'u daha öhöm öhöm konuları işlediğim (?) http://nobordersubjectivity.blog.com/ ile aldatıyorum. İlk yazımı bugün yazdım, o kadar vaktimi aldı ki size söylersem benle dalga geçersiniz. Çok ekledim, çıkardım. enjoy.
Arz etmeye devam

8 Ekim 2011 Cumartesi

Gittim, dinledim, yaptım, gördüm, dokundum, konuştum :) Flörtken bakışlı Miles'ın gözleri bana sadece "uçmuş bu kız" gibisinden bakıyordu ama skopos "ne olursa olsun benle konuşmasını sağlamak" idi, bunun için elbette çeşitli durumlardan fedakarlık yapmam gerekti ama her saniyesine değdi! Seni seviyorum post-kıro müdavimi!

17 Eylül 2011 Cumartesi

miles ve ben

Evet insanlar "off sıkıldım bu kızın miles manyaklığından" demesinler diye,ki muhtemelen çoktan demişlerdir, daha fazla twitter ya da facebook'da "home" kirliliği yapmayacağım. Ama şuna açıklık getirmek isterim. Bu tipler sanki miles'ı çok tanıyorlarmış gibi böyle 3 tane fotoğrafını koyup "aman da tlsp'nin üyesiydi bıdı bıdı" yazıp lale kart hiyerarşisini uygulayamazlar. Konsere ben, BEN gidemezsem ne olur biliyorlar mı acaba? Kıskançlıktan ortadan ikiye ayrılacağımı, 2 hafta kendime gelemeyip krize gireceğimi biliyorlar mı? Bir genç kızın geleceğiyle oynadıklarını biliyorlar mı HA? Tamam kabul ediyorum,İKSV çok zaman kendimizi cennette hissetmemize sebep olacak etkinlikler düzenliyor ve onlar olmasaydı muhtemelen miles bir 5-6 sene daha türkiye'nin yerini haritada bile gösteremezdi ama son birkaç seferdir lalekartlılara destek olurken diğerlerine tam anlamıyla KÖSTEK oluyor. Biletler bitiyor tıpış tıpış şişhaneye gidip 2 saat beklemeden bu gerçeği öğrenemiyoruz. Arkadaşım, öyle bir yüzyıla geldik ki artık İstanbul Üniversitesi bile sınav notlarını online açıklıyor peeh, söylesenize, biletler bitti,boşuna sinirinizi bozmayın kabullenin bitsin-gitsin, desenize? Çok sinirliyim, çook. Biletix'le bir olup beni delirtmeye çalışıyonla bunlar.
Bu arada rüyamda Miles gelmiş ben bir şekilde bilet almışım Öykü Güneşli'ye de aldırtmışım:) gitmişiz ama ben miles'ın doğru dürüst şarkı söylediğini duyamadan çıkmışım, sonra nasıl geçti diye öyküye sormuşum. Uyanıp kendime delicesine küfretmeye başladım.Sonra takvime bakıp 7 ekime henüz gelmediğimizi görünce derin bir oh çektim. Durum bu kadar feci dostlar. Bana biletimi verin, eski halime döneyim. Ama bilet alamazsam korkusu beyin fonsikyonlarımı olumsuz etkiliyor. Cu no' wha I mean?

BURASI İSTANBUL BURADA HER ŞEY GERÇEK

Rica ederim,
İK











17 Ağustos 2011 Çarşamba

aklı havada bu kızın

Bu kadar yıl geçtikten sonra bile hala o hovarda ve çapkın ama bir o kadar yakışıklı ve zeki Brezilyalı M'nin ilgisini çekmeye çalıştığım zamanlarda çevirimi yapsaydım kitap bitmişti.

26 Nisan 2011 Salı

Takatukaları takatukalattırdığım hiç görülmemiştir

Bir insan en fazla kendinden bahsederken sıkıcı oluyor. "Ben çok bıdıbıdıyımdır, valla. Hele bıdıbıdılar bıdıbıdılaşamazlarsa bıdıbıdılanırım, böyleyim ben." Gel gör ki insanoğlu yanlış anlamaya müsait olduğundan kelli yerden gökten kendini anlatmaya çalışmalar yağıyor. Doğal. Olası. Kaçınılmaz. Hele ki soru bir de "bana biraz kendinden bahsetseneğ" gibi çığırtkanlıklara mahal verecek türden ise cevaplar "hocam hani insan kimliği 4 kısımlıydı, benim bilip senin bilmediklerin, senin bilip benim bilmediklerimin, senin de benim de bildiklerim, senin de benim de bilmediklerim diye. Görünüşe göre benliğimin yarısından haberim yok." olabilir. Çünkü hele hele ki ilk buluşma ya da hoşlandığınız kişiyleyken karşı cinsin bundan haberinin olmadığı görüşmeler gibi yüksek tansiyonlu durumlarda hakkınızda söylediğiniz şey yanlış oluyor. Bir andan kendini iyi gösterme çabası bastırırken diğer yandan kalp küt küt atıyor, bilmemne hormonları fazladan salgılanıyor. Kendine objektif yaklaşabilmek hiç mümkün değilken, bu stresli ortamda objektif yaklaşmaya çalışmanın sonucu nasıl başarılı olabilir ki? Ha, ben kendimi anlatmıyor muyum anlatıyorum ama eğer mümkünse kendimizi anlatmayı biraz olsun durduralım durdurmayanları uyaralım.


Arz ederim.



24 Nisan 2011 Pazar

Air - Surfing On A Rocket

Depresyon ne acayip bir şey değil mi? Ölürsün ama yine depresyonda olduğunu kabullenmezsin, ya da sen kabullensen de başkalarına söyleyemezsin çünkü onlara göre "depresyon"da değilsindir, "saçmalama!" "sen beni aylar önce X' den ayrıldığımda görseydin, depresyon ne demektir o zaman görürdün" derler, sanki x değişken değilmiş gibi.
Oysa kadın dergilerindeki testler çat diye yazar "DEPRESYONDASINIZ, çabuk en seksi gece elbisenizi giyip bir partiye gidin!" ya da doktorlar yapıştırır "depresyon belirtisi" , "depresyon başlangıcı" , "depresyona giriş" , "depresyon 101"
Bence depresyon 1-2 ay kadar vaktinizi yiyebildiği gibi anlık da olabilir. Dükkanın kapısına asabiliriz "Depresyona gitti gelicek"



Yeah, yeah it's like surfing on a rocket


23 Nisan 2011 Cumartesi

Evet begüm'ün blogunu izlemeye çalışırken kendimi izlemeye başladım. Nasıl oldu hiçbir fikrim yok. Fakat bu duruma üzülmek, kendimi dağlara taşlara vurmak yerine size bir söz vereyim dedim. "Kendimi izleme sürecinde sübjektif olacağıma dair yemin ederim."
Kayıtlara geçsin hanımkızım.
Arz ederim