2 Şubat 2011 Çarşamba

maarif

Sağ köşedeki takvimim 2 şubatı gösteriyor. Doğalı tam 21 sene, 5 buçuk saat olmuş. Bugün de yeni doğumlar olmuştur, hastanelerden bugün de bebek çığlıkları yükselmiştir, yükselecektir. Asıl onlar iyi ki doğmuştur. Doğum ne kadar sıcak, ne kadar mucizevi değil mi?
Bir yanda da tüyler ürpertici ölüm duruyor köşede. O ise ne kadar soğuk. doğum kadar gerçek, hatta korkutuculuğuyla sanki daha da gerçek gibi geliyor. Bugün sabaha karşı Defne Joy Foster ölü bulundu. Cıvıl cıvıl, spot ışıkları altında gerçek görünen az insanlardan biri. Has zenci Türk'ümüz. İki yaşında maarif takviminin erkek çocukları için başka bir isim önerdiği başka bir günde doğmuş bir çocuğun annesi.
Bazen ölümlerin fanilere iyi geldiğini düşünüyorum. Silkeliyor seni yerinden. Sorgulatıyor. Ne kadar aptalca işlerle zaman kaybediyorum, dedirtiriyor. Daha ne kadar çok insanın kalbini kırıyorum 3 günlük dünyada. Ne için gelmiştik dünyaya. Kim olmaya karar verip kim olmuştuk. Hangi amaçlar uğruna kendimizi paralamıştık. Asıl, ne hakla kendimize işkence çektiriyorduk.
Husrev uşağına sordu. "Osman, Allah var mı?" Uşak efendisinin iyice delirdiğini görüp korkmuştu "Elbette var elbette."demişti. Husrev "Ne biliyorsun, göstersene." dedi Osman, "Gösteremem ama var." Husrev, "Bence de var. Neden biliyor musun?" demişti. "Çünkü görünmüyor."
İnsana ait gerçek olan tek şey görünmeyenken neden hep bir şeylerin görünür olmasında ısrarcı oluyorduk, görünür olmamakta inat ediyorsa biz bir şey uyduruverip kendimizce görünür kılıyorduk. Neden nedene bu kadar meraklıydık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder